Yazı kategorisi: Genel

taşıyamıyorum

..kendimi

Bedenen de ruhen de artık kaldıramıyorum kafamı. 20’ime 20 var ne yaşadım ne gördüm ne duydum da bu kadar çöktüm içime. Günün erken saatlerindeyim ama şimdiden kapanıyor gözlerim. Ruhsal obezitenin başlangıcında olsam gerek..

Yazı kategorisi: Genel

ölüme dair konuşmalar

İşte günlerden bir gün Elâgözlüm,
Yeni bir başlangıçla bitecek ömrümüz.
Amenna ve Saddakna,
Bari hoşça geçse günümüz…

Hangisine tasa edeceğiz, şaştık.
“Ölüm derdi, kalım derdi” derken
Dimyata pirince giden misali,
Yolun ortasına ulaştık…

Ölüm bir hatıra gibidir insanda;
Kâh hatırlanır, kâh unutulur.
Fakat bir gün, bir gün nihayet
Gözle görülür elle tutulur…

Şimdi taştan çıkardığım ekmekle,
Çorba içmedeyiz sıcak sıcak.
Fakat yarın kim diyebilir ki Turgut,
Hatıra olmayacak?..

Unutmak istiyorum zaman zaman,
Ne yapsam, ne etsem olmuyor,
Kabulleniyorum,
Kabulleniyorum da – gelgelelim –
İçim içimi yiyor…

Nasıl ki, unutamaz insan
Bir kez gerçekten sevdi mi…
…….
Senin anlıyacağın Elâgözlüm şimdiden
Alıştırıyorum kendimi…

Turgut UYAR

Yazı kategorisi: Genel

vitrindeki fincanlar

Insanlar hep gitmek istedi bu fani dünyadan. Dünyayı berbat insanlara kötü dediler. Gidenler gitti, kalanlar kendinden gitti. Kimse gelmedi. Kimse gelmeyi düşünmedi. Dönmek var olmadı. Belki de dünyaya geri gelmeye gerek yoktu. Kendimize gelsek yeterdi. Bir daha gitmemek için.
Eskiler eskidi, eskidikçe eksildi. Vitrindeki fincanlar çarpıyor gözüme sürekli. Asla kullanmadığımız; kullanmayacağımız neredeyse antika fincanlar. Sahi neye bekletiyoruz? Çok kızıyorum, mezara hiçbiri sığmayacak diyorum. Ama yine de hareket etmiyor o fincanlar.

Kimileri yüreğini emanet etmiş vitrindeki fincanlara. Soğuduğundan, soğuttuğundan bihaber?

Ben daha dikkatli bakmanızı talep etmedim birazda olsa görmenizi istedim. Bakmak ve görmek arasındaki farkı anlayamıyorsan sadece bakanlardansındır. Tıpkı cevap vermek için dinleyenlerden olan gibi.

Bugün kaldıralım mı vitrinden fincanları?

Yazı kategorisi: Genel

sizsiniz

*başlıksizsiniz sen veya o değil siz.*


Samimiyet; samimi niyet. Göreceli sevgi anlayış biçimi. Samimiyetsizsiniz ya da samimiyet sizsiniz. İnsanın hangi kategoride olduğu diğerine göre ağır bir hareket. Çoğu zaman herkesle samimi olduğumu düşünüyorum. Ya da öyle umuyorum. Hayat bazen öyle bir noktaya getiriyor ki asla beklemediğin bir anda; seni en başa sürüyor. Kurulan dostluğun nedenini, ilerleyişini sorgulatıyor. Dostum, ne anlatıyorsun dostluklar bir amaçla mı kurulur? Sen dostunu nedenle mi seviyorsun? 🙂
Evet dostum. Bunu sorguladığında başlıyor olay zaten. Neden? Hah geldiysen bu noktaya; hadi geçmiş olsun sana da.
O kadar kırıyorki kafandaki bu döngü seni, her güzel ânın kabusa dönüyor. Yapmaz dediğin yapıyor. Söylemez dediğin söylüyor. Olmaz dediğin ne varsa oluyor. Sen yeterki de. Sanki sana bakıyor tüm olumsuzluklar. Neyse kuru kalabalığa gerek yok diyip yazımı bitirmek isterdim lakin ya kuru kalabalık değilse diye beyin hücrelerim yiyor beni. Ya? Ya ya? Ya sen sadece o kalabalığa aitsen? Ya sahte insanlar sadece mutlu ediyorsa seni. Zor. Hiç kimsenin suçu yok. Gelip de burada kimsenin karakterini eleştirme kardeşim. Tüm başarı senin. Senin ve seçimlerinin. Dön bak dünyaya; bilmem kaç milyar insan içerisinden bula bula seni aynı zamanda mutlu eden aynı zamanda yıkan arkadaşlar, dostlar edinmişsin. Helal olsun sana. Dizginler sendeyse sorun yok devam et. Sen her türlü bulursun bir yolunu. Ne de olsa başarılı bir dostsavarsın.(!) 🙂

Her neyse yada herneyse. Hiçneyse de olur. Kalmadı neyselerimiz artık. Başlık düşünüyorum bu yazıya. Iki keresinde ortaokulda şiir oratoryosunda öğretmenim yazdığınız yazıdan daha çok ilginç bir başlık bulmaya odaklanın demişti. Benim ilgimi çeken sizsiniz. Ya da ….. samimiyetsizliğiniz

Yazı kategorisi: Genel

yara bandı

İnsan biriktirilmekle geçiyor hayatımız. Herkesin hayatında kumbaradayız. Oysa amacımız hatıra iken. Nasıl farkedemiyoruz harbi siz bizi bir güzel harcarken?


Yaranmaya çalıştıkça yara oluyoruz, çoğu zaman farkında değiliz. Bazen varsın siz eksik kalın. Yararınız olmayan şeyleri yararınıza yapmayıverin. Çok zor  olmamalı bazı tercihler; hala tercih yapabiliyorken..



“Ya yeni yaralar açarsam?” diye koşmaktan vazgeçtik çoğu kez. Aynı yolu kullanmama tercihimiz varken hemde.

İnsanlar kırılmasın diye tüm yara bantlarımızı verdik, yarayı biz yapmamışken dahi. Keşke biraz yalan söyleseniz de bizdeki yaralar kabuk bağlasa. Yara bandınız varken; bizden aldığınız yetmemiş gibi, bize uzatmamanız?
Neyse, yara bandı kalmadı evde sanırım ondan bu huzursuzluk.
Ya da yara.


Ya zaten artık iyileşmeye de gerek yok, en fazla içimde ölürsün.

Yazı kategorisi: Genel

buralarda mısın?

Gerçekten meşgul müyüz yoksa umurumuzda mı değil. Bir önceki cümlemin sonuna soru işareti koymadım cevabını biliyorum çünkü. Keşke her şeyin cevabını bilmesek de salağa yatmak zorunda kalmasak. Bir türlü kalkamıyoruz çünkü.

‘yıkılamamış bir enkaz gibiyim’

Bekliyorum uzun zamandır; ne tadilat var ne restore. Öyle çocukların uzaktan baktığı, ‘Perili Köşk’… yolcuların cama kafalarını yasladıklarında pek dikkat çekmeyen enkazım. En azından yanımdakilere faydam var.Benim sayemde diğerleri önemseniyor. Kötünün iyisi misali.

Başarılı insanlar hep meşguldürler, yoğundurlar ve sürekli bir şeyler üretmek için çırpınırlar. Verilen kabiliyetlerini ellerinden geldiğince verimli kullanarak başarı merdivenlerini birer birer tırmanmayı sürdürürler.

Ben kendimi başarılı bulmuyorum. Çünkü yaslandığım her merdiveni kendim kırdım. Taşıyamadı merdiven dertlerimi. Derdimi dert edinmekle dertleniyorum. Başarısız da sayılmam, o yüzden hep diyorum ya..

Evet çok sığınıyorum bu cümleye. Hayat denen ve mutlaka bir gün bitecek olan seyrüseferde, dışarı bakmaktan kendimize bakmaya zaman ayıramıyoruz. Fakat bazen bir yel eser ve her şey, toz duman olur. Herkes kovuğuna çekilir. Bakacak yer, konuşacak insan, yapacak iş bulamazsınız. Bakacak yer, konuşacak insan, yapacak iş bulamazsınız.Sizin haricinizde, dışarıda bir “siz” var; onun ötesinde bir de içinizde bir “siz” var. Bu tıpkı göz gözü görmeyen karanlıktaki bir gözün, bir süre sonra bazı nesneleri algılamaya başlaması ve aslında bir şeyleri görebilmesi gibidir. Göremediğinizi anladığınız o an, yeni şeyler görmeye başlarsınız. Kimsesiz kaldığınızda anlıyorsunuz kimin kimi olduğunuzu. Kendinizi benimseseniz bir o zaman kalabalık olacak etrafınız. Sana diyorum evet gerçekten orada mısın, burada mı?

Yazı kategorisi: Genel

yarım kalmaz yara kalır

Yara Bandı Ruha İyi Gelir Mi? - KizlarSoruyor

Her şeyin bir başlangıcı olduğunu düşünüyoruz. Neden peki hiç ortasından başlayamıyoruz. Hayatta her zaman kurallara uymazken başlangıçlar her daim bizi yormuyor mu? Keşke şöyle başlangıçlar yapmadan sonuna bir bakıp çıksak. En azından zamanımız boşa gitmez. İnsan değerli bir varlık malum olduğu gibi. Zaman da en değerli kaide. Gerçi burada tecrübelerimiz konuyu devralıyor. Onlar olmasa -ki çok değiller- zamanın kıymetini de anlayamazdık değil mi?

ya yara

Sahi tecrübelerimiz bir türlü yer değiştirmiyor. Ders çıkardıklarımız arasına karışmak istemiyor. Oysa onlar yüzünden sürekli hata yapıyoruz. Sonu gelmiyor düşlerimiz. Yarım kalıyor cümlelerimiz.. Yarım kalıyor kursağımız.. Ya-

Yazı kategorisi: Blog, Genel, şiir

geç-me-miş



Geçmiş çoktan geçmiş miydi
Yoksa çokta geçmemiş miydi
Geçmiş geçmişse neden hala bizden geçememiş
Ya gelecek neden hala gelmedi
Gelecek gelmeyecek mi
Biz neden sürekli bugündeyiz
Bizim neden yarınımız da dünümüzde bugünde?
Nerede kaldık?
En son mağaralara hayallerimizi mi çiziyorduk?
Yok canım onu geçtik herhalde
O zaman insanlıkla başbaşa çay içiyorduk yarının hesabını yapmadan.
Sanki bunada çok uzağız
Biz ne geçmişte ne bugünde ne gelecekteyiz
Biz aslında birbirine gelemeyen geçmişiz

Hayat her insana zamanında açmaz kapılarını. Bazen “Açıl susam açıl!” dersin. Neyi ifade ettiğini bilmeden. Efendim işin aslı ise;
Ali Baba bir gün hazinenin bulunduğu yere gelir ve “açıl 15 Ocak 1332” der.
yanındaki bir arkadaşı ise Ali Baba’ya derki; ali baba şifreye doğum tarihin olarak söyleme hacklerler, pek bilinmeyen, hacklenilmeyecek bir şey söyle der. Ali Baba da arkadaşının heybesinde gördüğü simitten canı çeker. Ama utandığından söyleyemez. Arkadaşı da anlasın diye böyle bir şifre koymuştur. Aslında çocukluğumuzda hiç yadırgamadığımız ama ileri yaşlarda bize saçma gelen onca şey var. İnsanlar da öyle. Seni nasıl kıracağını, nasıl üzeceğini bilmeden merhaba diyorsun. Biz “Belki üstümüzden bir kuş geçer” dinlerken
Bizim üzerimizden ebabil kuşları geçti sanırım.

açıl susam açıl

Yazı kategorisi: Genel

bir şiir bırak

“ne vakit seni sevsem
kalbim kriz geçiriyor
ziyadesiyle her hücrem ziyan oluyor
ne vakit seni arasam
hatıralarım bulanıklaşıyor
eski film makinesine dönüyor
ne vakit seni düşünsem
göz yaşlarım yağmur oluyor
sokaklarını sel götürüyor
ne vakit seni özlesem
şehrin lambaları yanıyor
semt hasretle aydınlanıyor
ne vakit seni ansam
kuşlar bana lanet ediyor
senin gibi göçüp gidiyor”